Ana Sayfa  Tüm Haberler  Haber Detayı

"Sağlıkta İnovasyonu Teşvik, Faydalı Model Oluşturma ve Patent" Toplantısı (20.12.2016)

TPE Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Türk Patent Enstitüsü, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ve TÜBİTAK işbirliğiyle, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen "Sağlıkta İnovasyonu Teşvik, Faydalı Model Oluşturma ve Patent" konulu toplantıya katıldı.   

Açılışta konuşan Prof. Dr. Habip ASAN, patent sisteminin kişiler, toplumlar ve ülkeler açısından etkileri değerlendirildiğinde; insan sağlığı noktasında da doğrudan veya dolaylı etkileri açısından son derece dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.  Bu anlamda teknolojinin bütün alanlarında ortaya çıkan buluşlar için sağlanan patent korumasının, temel olarak insan sağlığını doğrudan ilgilendiren sağlık sektörüne ilişkin ürünlerde de geçerli olmasının, bu iki konunun kesiştiği alanı ortaya çıkardığını ifade etti. 

Prof. Dr. ASAN sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kesişme alanı çok farklı boyutları içinde barındırması nedeniyle hem dünyada hem de ülkemizde yoğun tartışmalara sahne olmaktadır. Sağlık ve patent konusunun kesiştiği alanda; teknoloji, Ar-Ge, ekonomi ve hukuk gibi farklı boyutların iç içe geçmiş şekilde olması, yaşanan tartışmaların karmaşıklığını ve boyutunu da ortaya koymaktadır” 

“Bu alana sağlık açısından baktığımızda, sağlıklı bireylerin ve toplumların varlığı ve sürdürülmesi, dolayısıyla sağlıklı bir yaşamın devam etmesi için temel araçlardan biri olan ilaçların ve tıbbi cihaz ürünlerinin üretilmesi ve ihtiyacı olan herkese ulaştırılabilmesi en önde gelen sosyal sorumluluklardan biri olduğu gerçeğini vurgulamak gerekir” 

“Konuyu Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri boyutundan ele aldığımızda; sağlık alanındaki Ar-Ge çalışmalarını diğer sektörlerden ayıran başlıca özelliğin süre ve maliyet faktörlerinden kaynaklandığı görülmektedir. Genel olarak sağlık sektöründe Ar-Ge faaliyetleri, özellikle ilaç konusunda; temel araştırma ile keşif ve klinik araştırma aşamalarını içeren uzun ve maliyetli bir süreçten oluşmaktadır. Konuya ilaç araştırmaları açısından bakıldığında; bir molekülün keşfinden ilaç ürünü olarak piyasaya sürülmesi süreci 10-15 yıllık bir dönemi kapsamakta ve bu Ar-Ge sürecinin maliyeti yaklaşık 1,3 milyar doları bulmaktadır. Son dönemde yapılan araştırmalar bu maliyetin 2 katına çıkmış olduğunu ortaya çıkarmaktadır” 

“İlaç ve patentin kesişim alanının bileşenlerinden biri olan teknolojik boyut açısından baktığımızda; bulunan moleküllerin ilaç ürünü olarak ortaya çıkması sürecinin yüksek teknoloji gerektirdiği görülmektedir. Ayrıca, son yıllarda moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu önemli gelişmeler yeni nesil katma değeri yüksek ilaçlar olarak tanımlanan biyoteknolojik ilaçların oluşmasını sağlamıştır. Sağlık sektörü, dünyada Ar-Ge yoğunluğunun en fazla olduğu ve yeni teknolojilerin en hızlı yaygınlaştığı sektörlerden birisi olması nedeniyle, ülkeler açısından ileri teknolojiye geçiş sürecinde fırsat olabilecek niteliktedir” 

Sağlık sektörünün ekonomik büyüklük bakımından, gerek dünya ilaç ve tıbbi cihaz pazarı gerekse bu alana yapılan yatırımlar açısından önemli bir sektör olduğunu belirten Prof. ASAN, günümüzde yıllık 1 trilyon doları bulan dünya ilaç pazarının, birçok ülkenin ulusal ekonomisinden daha büyük bir hacme sahip olduğundan söz ederek,  ilaç sektörünün en önemli yatırım alanı olan Ar-Ge faaliyetlerine dünya çapında yılda 135 milyar dolar düzeyinde yatırım yapıldığı bilgisini aktardı. Uluslararası ticarete olan etkileri bakımından, uluslararası anlaşmalarda da önemli bir yer tuttuğunu ekledi. 

Ağustos 2015’te yürürlüğe giren “Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ndan ve Haziran 2015’te uygulanmaya başlanan “Biyoteknoloji Strateji Belgesi ve Eylem Planı” da söz eden Prof. ASAN, ilaç patentlerine ilişkin verilerin de bu alanda önemli bir gösterge olarak ortaya çıktığına dikkat çekti. 

Prof. Dr. Habip ASAN, “Ülkemizde ilaç patent başvurularına bakıldığında yerli patent başvurularında son 5 yılda 3,5 kat artış yaşandığı görülmektedir. Ayrıca ilaç alanında yapılan patent başvurularındaki yerli başvuru oranı 2002 yılında %2 iken 2015 yılında bu oran %17’Ye, biyoteknoloji alanında yapılan patent başvurularındaki yerli başvuru oranı ise 2002 yılında (ilaç alanında oluğu gibi) %2 iken 2015 yılında bu oran %7’ye çıkmıştır. Bu veriler sağlık sektöründe patent alanındaki yüksek farkındalık seviyesini ve bu alana verilen önemi göstermesi açısından bir değer ifade etmektedir. Ancak ülkemizin yüksek katma değerli üretim yapısına geçiş hedefi dikkate alındığında ilaç pazarı verilerinin, yerli üretim ve ihracat rakamları bazında, patent başvurularındaki artışla paralel bir seyir izlemediğini görmekteyiz” dedi. 

Prof. Dr. Habip ASAN, konuşmasında, TBMM Genel Kurulunda görüşülecek olan Sınai Mülkiyet Kanun Tasarısından ve getirilerinden söz etti.  Tasarıdaki düzenlemeler yasalaştığında, ülkemizin sınai mülkiyet alanında daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi. 

WIPO’nun yıllık olarak yayınladığı Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri verilerine göre, Türkiye’nin yerli fikri hak üretme sıralamasında 2015 yılında dünya çapında; patent başvurusunda 15. marka başvurusunda 6. tasarım başvurusunda 4. sırada yer aldığını hatırlatan Prof. ASAN, yine WIPO’nun yıllık olarak yayınladığı ve uluslararası patent başvuru sistemine yönelik olarak hazırlanan 2016 PCT Yıllık Değerlendirme raporunda, Patent İşbirliği Anlaşması (PCT) yoluyla yapılan uluslararası patent başvuruları yönünden yapılan değerlendirmede, 2015 yılında uluslararası patent başvurusu sayımızın bir önceki yıla göre %24.9 artışla 1000’i geçtiğini, Türkiye’nin yer aldığı grupta en fazla PCT başvurusu yapılan ülke olduğunu belirtti.

Program

Fotoğraflar