|
Ülkemiz, sınai haklar alanında dünyada ilk düzenleme yapan ülkelerdendir.
Ülkemizde sınai mülkiyete ilişkin düzenlemeler, ilk olarak başlangıcı 13.-14. Yüzyıllara dayanan
"ahilik müessesesi" içinde yer almaktadır.
Ahilik sistemi Batıdaki lonca sisteminden farklı olarak buluşa dayanmakta, böylece yenilikçilik teşvik edilmektedir.
Ahilik sistemine göre esnaf birliği kurmak için yeni bir ürün geliştirmek ya da teknolojide bir yenilik ortaya koymak gerekmekteydi.
Geliştirilen yenilik için günümüzde patentlerde olduğu gibi bir tekel hakkı verilmekteydi.
Yeni tekniği geliştiren ve uygulayan esnaf birliğinin başına "Pir" denilmekteydi.
"Pir'e" verilen fikri hak, sadece sınırlı bir bölgede geçerliydi
ve yeni ustalar yetiştirmesi şartıyla verilirdi.
Farklı bir bölgede o ürünü veya tekniği kullanmak ise mümkündü.
Ülkemizde sınaî mülkiyet alanındaki Avrupa ile banzer hukuki düzenlemeler, 1870'li
yıllara kadar uzanmaktadır. 1871 tarihli "Eşya-i Ticariyeye Mahsus
Alamet-i Farikalara Dair Nizamname" ve 1879 tarihli "İhtira Beratı
Kanunu" marka ve patent konularında ülkemizdeki yasal korumanın temelini
teşkil etmektedir. Bu düzenlemeler ile Türkiye, sınaî mülkiyet
haklarında koruma sağlayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer
almaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında da sınaî mülkiyet haklarının korunmasına
önem verilmiş ve "Sınaî Mülkiyetin Korunması için Uluslararası Bir
Birlik Oluşturulması Hakkındaki Paris Sözleşmesi'ne 1925 yılında katılım
sağlanmıştır.
1965 yılında 551 sayılı "Marka Kanunu"nun yürürlüğe girmesi ve 1976
yılında "Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) Kuruluş Anlaşması"na
katılım, Türkiye'de sınaî mülkiyet hakları koruması alanındaki önemli
adımlar arasında yer almaktadır.
24 Haziran 1994 tarihinde, 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile
Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı, idari ve mali özerkliğe sahip Türk
Patent Enstitüsü'nün (TPE) kurulması, sınaî mülkiyet hakları alanında
bir dönüm noktası olmuştur. 544 Sayılı KHK'nın günümüz koşullarına
uyumlu hale getirilmesi ve kanunlaştırılması amacıyla 19 Kasım 2003
tarihinde "5000 Sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun" yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bu kanunda TPE'nin temel
amaçları;
Türkiye'nin teknolojik ilerlemesine katkıda bulunulmak,
Ülke içinde serbest rekabet ortamının oluşmasını ve
araştırma-geliştirme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere sınaî
mülkiyet haklarının tesisi ile korumanın sağlanmak,
Sınaî mülkiyet haklarına ilişkin yurt içi ve yurt dışında var olan
bilgi ve dokümantasyonu kamunun istifadesine sunmak,
olarak belirlenmiştir.
Türkiye'nin, "Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kuruluş Anlaşması" ve eki
"Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşmasından" (TRIPS) ve
Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nden kaynaklanan yükümlülüklerini
yerine getirmesi amacıyla, TPE öncülüğünde patent, marka, endüstriyel
tasarım ve coğrafi işaretler alanlarında reform niteliğinde kanun
hükmünde kararnameler oluşturulmuştur.
1994'ten günümüze kadar geçen dönem içinde 11 uluslararası anlaşmaya
taraf olunmuştur. Ülke çapında güçlü bir sınaî mülkiyet sistemi
oluşturulması amacıyla ihtisas mahkemeleri kurulmuş, sistemin
kullanıcılarına yönelik verilen eğitim ve düzenlenen tanıtım
faaliyetleriyle kamunun bilinçlendirilmesine yönelik önemli çalışmalar
yürütülmüştür.
Ayrıca, uluslararası anlaşmalara taraf olunması nedeniyle gerekli olan
ve uygulamadan doğan sorunları gidermeye yönelik mevzuat değişiklikleri
de bu dönem içerisinde gerçekleştirilmiştir.
Son yıllar ise TPE'nin yurt içinde ve uluslararası ilişkilerde dışa
açıldığı, tanıtım ve kurumsal gelişme alanlarında büyük ilerleme
gösterdiği, bunların yanında iş hacminde de büyük artışların
gerçekleştiği bir dönem olmuştur.
|